
Kültürümüzde birine çok âşık olunca “Ferhat gibi” diye bir benzetme yaparız bu topraklarda. Bir işe çok kararlı girişene de “bu dağları deler ha” deriz, Ferhat’ın dağı deldiği gibi. O dağ gerçekten var bu arada. İran’ın batısında, Kirmanşah şehrinin biraz dışında. Adı Bisutun.1 Babil’den Hemedan’a giden eski kervan yolu tam eteğinden geçiyormuş. Bugün de asfalt yol oradan geçiyor.

Bu dağa adı karışmış iki kişi var. Biri Ferhat, ki o hiç yaşamamış, onu herkes tanıyor ama.2 Öbürü Darius. O gerçekten yaşamış, hem de nasıl yaşamış. Kendi sözlerini bile bu dağa kazıtmış. Ama o sözleri 2000 yıldan uzun süre kimse okuyamamış.3


1835’te Henry Rawlinson adında bir İngiliz subayı, askerî danışman olarak Kirmanşah’a geliyor. Farsça biliyor. Kayadaki yazıyı da çok merak ediyor. Tırmanıyor, iplere tutunarak Farsça kısmı satır satır kopyalıyor.4 Elamca kısım bir yarığın öbür tarafında kalıyor. Yıllar sonra yarığın üstüne kalas koyup geçiyor.

Babilce kısım ise 4 metre daha yukarıda, dışa doğru çıkıntı yapan bir kayanın üstünde. Oraya kimse çıkamıyor. Yörede dağ keçisi avlamaya alışkın adamlar bile oraya ulaşılmaz diyor.5

1847’de uzaklardan bir Kürt çocuk geliyor. “Ben çıkarım” diyor. Kayadaki bir yarığa sıkışa sıkışa yukarı tırmanıyor. Tahta bir kazık çakıp ipini bağlıyor. Sonra bir kazık daha çakıyor. İpe tutunup çıkıntının üstünden öbür tarafa sallanıyor. Yerden 60 metreden fazla yüksekte.5
Orada kısa bir merdivenle kendine bir oturak kuruyor. Rawlinson aşağıdan tarif ettikçe ıslak kâğıdı taşa bastırıp yazının kalıbını alıyor.5

Rawlinson Farsça yazıyı okuduğunda en baştaki satır şöyle: “Ben Darius, büyük kral, kralların kralı.”3
Darius’un bu kayaya kendi ağzından yazdırdığı sözler 2000 yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez böyle okunmuş.6 O kalıpları almak için 60 metre yükseklikte ipe asılan çocuğun adını ise hâlâ bilmiyoruz.

