1984’te New York’taki Metropolitan Müzesi’nde gezen bir Türk gazeteci bir vitrinin önünde duruyor. Adı Özgen Acar. Vitrinde 50 kadar altın ve gümüş eser var. Etiketinde “Doğu Yunan hazinesi” yazıyor. Acar bu eserleri 10 yılı aşkın süredir arıyormuş.1

Hikâye 1960’larda Uşak’ta başlıyor. Güre köyü civarındaki tümülüslerde köylüler kaçak kazı yapıyor.4 Mezar odalarında altın gerdanlıklar, aslan başlı bilezikler, gümüş kâseler çıkıyor. Bir de gümüş bir sürahi var; sapı geriye doğru bükülmüş bir insan figürü.

Mezarlardan birinin duvarları resimliymiş. O resimleri bile söküp götürmüşler. Eserler antikacıların elinden geçip New York’a gidiyor. Metropolitan bunları 1966 ile 1970 yılları arasında parça parça satın alıyor.1
Bizde zenginlik deyince akla Karun gelir. Batı’da aynı deyim Lidya’nın son kralı Kroisos için kullanılır. Hazinenin adı da bu benzerlikten gelmiş. Herodot’a göre altın ve gümüş parayı ilk basıp kullananlar da Lidyalılarmış.5

Ama bu eserlerin Kroisos’a ait olduğu kanıtlanmış değil.
Acar 1986’da gördüklerini Milliyet’te yazıyor. Türkiye de 1987’de müzeye dava açıyor. Davada sökülen duvar resimleri ölçülüyor ve Uşak’taki mezar duvarlarındaki boşluklara birebir oturuyor. Müzenin kendi belgeleri de ortaya çıkıyor. Bazı çalışanlar eserlerin nereden geldiğini en başından beri biliyormuş.1
1993’te Metropolitan Müzesi geri adım atıyor. 363 parça Türkiye’ye dönüyor ve Uşak Müzesi’ne yerleşiyor.4

Hazinenin en değerli parçası kanatlı denizatı broşu. 4 santim boyunda, saf altından küçük bir at. Kanatları ve balık kuyruğu da var.

2006’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bir ihbar geliyor. Müfettişler vitrindeki broşu inceliyor. Orijinal broş altın dövülerek yapılmış, 14,3 gram. Vitrindeki ise kalıba dökülmüş, 23,5 gram çekiyor. Müzede 8 kamera ve gece alarmı varmış. Buna rağmen gerçeği bir yıl önce yerinden alınmış ve kimse fark etmemiş.2
Soruşturma müzenin kendi müdürüne kadar dayanıyor. Hazinenin geri gelmesi için yıllarca uğraşanlardan biriymiş bu müdür. Eserleri kumar borcu yüzünden sattığını kabul ediyor.2
Anlatılana göre köylüler ona “Müdürüm, Karun’un laneti sizi de tutar” demiş. Demek ki bir şey biliyorlarmış. Müdür de buna inanmadığını ama doğru çıktığını söylemiş. Hapis cezası almış.2
2012’de Alman polisi Hagen kentinde bir broş bulduğunu bildiriyor. Türkiye’den giden uzmanlar broşu Essen kentinde 3,5 saat inceliyor ve gerçek olduğunu doğruluyor. Broş Mart 2013’te mühürlü bir kutu içinde Türkiye’ye dönüyor.3
Kanatlı denizatı bugün yine Uşak Müzesi’nde sergilenmeye devam ediyor. 2017’de Uşak Valiliği’nin yeni logosu da bu broştan çizilmiş.
