Bir tapınağın basamaklarında neden fareler olur?
Birkaç gün önce Assos’tan Troya’ya giderken yol kenarındaki bir tabelayı takip ettim. Apollon Smintheion. Karşıma bir tapınak çıktı. Basamaklarında onlarca fare heykeli, sanki tapınağı bekliyorlar.
İlk tahminim, burada fareleri kovan bir tanrıya tapıldığıydı. Ama yanılmışım. Neymiş bu farelerin hikmeti derken 3000 yıllık bir hikâyeye çıktım. Meğer bu fareler bir tanrının imzasıymış.

Her şey Batı’nın en eski destanı İlyada’da başlıyor.1 Yunan ordusu Troya’yı kuşatmış. Ordugâha bu kıyılardan yaşlı bir rahip geliyor: Khryses. Ordunun başındaki kral Agamemnon, rahibin kızını esir almış. Rahip fidye getiriyor, kral onu kovuyor.

Yaşlı adam deniz kıyısına gidip tanrısı Apollon’a yalvarıyor. Ama ona bildiğimiz adıyla seslenmiyor, onu başka bir adla çağırıyor: Smintheus.1

Apollon bu duayı duyuyor. Olimpos’tan iniyor, yayını geriyor ve Yunan ordusuna 9 gün boyunca veba okları yağdırıyor.
Peki neden Smintheus? Bu bölgenin eski dilinde sminthos fare demekmiş.2
Antik yazar Strabon bunun hikâyesini de anlatır.2 Girit’ten göç eden bir topluluk bir kehanet almış: “Toprakta doğanlar size nerede saldırırsa oraya yerleşin.” Bir gece topraktan binlerce fare çıkmış. Kalkanların kayışlarını, yayların kirişlerini, deri ne varsa kemirmiş. Göçmenler hemen anlamış: toprakta doğanlar bunlar. Oraya yerleşmişler ve Apollon’a bu adla tapmışlar.

Tapınakta fareler beslenirmiş. Strabon’a göre altında beyaz farelerin yuvaları varmış. Apollon heykelinin ayağının dibinde de bir fare dururmuş.2

Neden mi? Antik dünyada fare korkulan bir işaretti. Tarlaları yiyip bitirir, salgınla birlikte anılırdı. Eski Ahit’te Aşdod şehrini vuran vebanın hikâyesinde bile fareler vardır.3

Yani Apollon fareleri kovan bir tanrı değilmiş, yanılmışım. Fareler onunmuş. Troya önlerinde vebayı gönderen de oymuş, dindiren de.
Bugün gördüğümüz tapınak bu hikâyelerden yüzyıllar sonra, MÖ 2. yüzyılda yapılmış.4 Ama adını hâlâ Smintheus’tan alıyor. Basamaklardaki fareler de bu yüzden orada. Binlerce yıl önce bir kehanetle başlayan hikâye günümüze kadar gelebilmiş.
