İstanbul yıllarca yedi tepeli şehir diye anıldı ama sosyal medyaya bakılırsa bu unvanı yakında elinden alabilirler. Çünkü bu şehir artık kediler şehri olarak biliniyor.

Aslında bütün Anadolu için kedilerin ülkesi diyebiliriz, değil mi? Her mahallede kedi ve köpekleri besleyen bir komşunuz mutlaka vardır. Belki videoyu izleyenlerin arasında da beslediği bir kedi ya da köpek olan vardır.
Eylül başında çıkan bir haber de bu unvanı epey güçlendirdi. Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Ören’de, Roma döneminden kalma bir evin salonunda yer mozaiği bulundu. Mozaikte bir kedi var, üstünde de adı yazıyor: Zümrüt.1 Yani bundan yaklaşık 1800 yıl kadar önce biri kedisini o kadar sevmiş ki onu salonunun zeminine taşla yaptırmış.
Ören’de eskiden Adramytteion (Adramittion) diye bir kent varmış. Sonradan kent 13 kilometre öteye taşınmış ve adı zamanla Edremit olmuş.3 Arkeologlar Ören’de avlulu, büyük bir evi kazıyor. Evin ana salonunun ortasında kocaman bir mozaik çıkıyor. İçinde kuşlar, balıklar, Medusa’ya benzeyen bir yüz de var. Ama adı yazılı olan yalnızca iki hayvan var.1
Salona girince solda Zümrüt duruyor. Açık renkli bir kedi, mavi yeşil bir minderin üstüne kurulmuş. Sağda da koşan bir köpek var, onun adı da Okyanus.1
Liman kentinde köpeğe Okyanus demek anlaşılır bir şey. Zümrüt’ün hikâyesi biraz daha uzun. O devirde Roma’nın bilinen tek zümrüt madeni Mısır’ın çölündeydi.

Mozaikte bir de Pigme figürü var. Kazıyı yöneten Hüseyin Özgen, kedinin ve bu figürün üstündeki yazıların mozaiğe Mısır havası verdiğini söylüyor. Evin sahibinin Mısır’la iş yapan bir tüccar olabileceğini de düşünüyor.1
Kedi de o taraftan gelen bir hayvan. Geçen sene Science dergisinde çıkan bir çalışmada eski kedi kemiklerinin DNA’sına bakılmış. Evcil kedi Kuzey Afrika’da ortaya çıkmış meğerse. Avrupa’ya ise ancak 2000 yıl kadar önce, büyük ihtimalle ticaret gemileriyle geçmiş.2

Yani kapının önünde yatan Tekir’in de, evde “British” diye övündüğünüz o Duman’ın da soyu Kuzey Afrika’ya uzanıyor.

